Saraçhane’de Ayağından Vurulan Kerime Kabahaliloğlu: 10 Yılda 12 Ameliyatın Ardından O Geceyi Unutamadı

15.07.2026
8
Saraçhane’de Ayağından Vurulan Kerime Kabahaliloğlu: 10 Yılda 12 Ameliyatın Ardından O Geceyi Unutamadı

15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminin en ağır izlerinden biri, İstanbul Saraçhane’de açılan ateş sonucu ayağından vurulan Kerime Kabahaliloğlu’nun bedeninde ve hafızasında kaldı. FETÖ’nün darbe girişimi sırasında meydana gelen olaylarda yaralanan Kabahaliloğlu, aradan geçen 10 yıla rağmen o geceyi tüm ayrıntılarıyla ilk günkü gibi hatırlıyor. Sağlık sürecinin uzaması ve kalıcı hasarlar nedeniyle hayatının önemli bir kısmı aksayarak geçen Kabahaliloğlu, yaşadıklarının sadece bir yaralanma olmadığını; aynı zamanda iradeye yöneltilmiş bir saldırı olduğunu ifade ediyor.

Aslen Kastamonulu olan Kerime Kabahaliloğlu, darbe girişiminin yaşandığı gece İstanbul’da saldırı hattında bulunuyordu. Saraçhane’de yolların kesildiğini belirten Kabahaliloğlu, silah seslerinin yükseldiğini söyledi. Önce gruba doğru ilerlediğini, ardından askerlere yakın bir noktada durduğunu anlatan Kabahaliloğlu, askerlerin gözlerindeki korkuyu fark ettiğini ifade etti. O anlarda, kendi ailesinin de askerlerle bağlantısı olduğunu vurgulayan Kabahaliloğlu, ‘Oğlum burada ne yapıyorsunuz?’ diyerek müdahale edilmemesi gerektiğini söylediğini aktardı. Ancak arka taraftan gelen birinin kendisini ittiğini ve ‘Geri çekilin, sizi de vururum’ diyerek uyardığını dile getiren Kabahaliloğlu, ardından mermi ile vurulduğunu söyledi. Bacağında hissettiği alev topu tarifini yaparken, kısa süre içinde yürüme imkânını kaybettiğini ve ölecekmiş gibi hissettiğini belirtti.

10 yılda 12 ameliyat: Süreç kolay değildi

Yaşadığı yaralanmanın ardından Kabahaliloğlu’nun tedavisi uzun bir döneme yayıldı. 6 ay boyunca hastanede tedavi gördüğünü anlatan Kabahaliloğlu, geçen süreçte toplam 12 kez ameliyat geçirdiğini belirtiyor. Sol ayağında ve bacağında oluşan kalıcı sorunların, gün geçtikçe yaşamını yeniden kurmasını zorlaştırdığını ifade eden Kabahaliloğlu, buna rağmen hayata dair iradesini kaybetmediğini söylüyor. ‘Bugün olsa sakat bacağımla yine aynı şeyi yaparım’ sözleriyle hem o geceye dair duruşunu hem de vicdanını susturmadığını anlatan Kabahaliloğlu, yaşadıklarının sadece fiziki bir durumla sınırlı kalmadığını vurguluyor.

Hastanede kendisine ‘Merak etmeyin, darbe bastırıldı’ denildiğini dile getiren Kabahaliloğlu, o cümleyle hem endişesinin azaldığını hem de ertesi günlerin nasıl şekillendiğini takip edebildiğini kaydediyor. Yaralı halde hastaneye sevk edildiğini, o anlarda yaralılara yardım eden bir vatandaşın arabasıyla götürüldüğünü anlatan Kabahaliloğlu, darbe girişiminin bastırılmasının ardından toplumun sokağa çıkan iradesine tanıklığını da ayrı bir yere koyuyor.

O gece sokakta seçilmiş bir iradeyi vurmazdı

Kerime Kabahaliloğlu, darbe gecesinde yaşadıklarını anlatırken, ‘Bizim irademizle seçilen biri darbeyle indirilemez’ ifadesini kullanıyor. Kabahaliloğlu’na göre, o gece vurulanlar ve vurulmayanlar aynı gerçeği paylaşıyor: Halkın iradesi, fırsat vermeden hainlere karşı kendini gösteriyor. Bu noktada, yaşadığı yarayı ‘vatan’ ile ilişkilendirerek anlamlandırıyor. ‘Vatan nedir?’ sorusuna verdiği yanıt, onun mücadelesini özetler nitelikte: ‘Vatan benim bacağımdadır, vatan benim ayağımdaki yaradır.’ Bayrak vurgusunu da aynı çizgide sürdüren Kabahaliloğlu, ‘Bayrakta benim kanım var’ diyerek, yaralanmanın duygusal ve sembolik boyutunu anlatıyor.

Türk milleti için vatanın ve bayrağın, koşullar ne olursa olsun vazgeçilemeyecek değerler olduğunu belirten Kabahaliloğlu, o gece yaşananların ülke genelinde farklı görüşler bulunsa bile ortak bir çizgide bir araya gelme iradesine dönüştüğünü ifade ediyor. Çanakkale ruhuna atıf yaparak, darbe girişimi karşısında yaşanan duruşun tarihsel bir devamlılık taşıdığını söylediği anlarda, o geceyi sadece bir olay olarak değil, bir direniş kültürünün yeniden görünür olduğu bir zaman dilimi olarak görüyor.

Türk kadını: Tarlada da sokakta da vatan aynı

Kerime Kabahaliloğlu, Kastamonu’ya yerleştikten sonra hayatını büyük ölçüde bağ bahçe işleriyle sürdürdüğünü aktarıyor. Haftalık rutinler içinde köyünde çalıştığını belirten Kabahaliloğlu, kendisini ve kadınları sadece ev içi emekle sınırlı görmeyen bir perspektife sahip. ‘Biz Türk kadınıyız’ diyen Kabahaliloğlu, gerektiğinde tarlada çiftçi, gerektiğinde işçi olabildiklerini; vatan söz konusu olduğunda ise vatanı en iyi savunanların arasında yer aldıklarını söylüyor. Şerife Bacılar ve Nene Hatunlar gibi tarihî örneklere atıf yaparak, bu ruhun dünyaya gösterildiğini ifade ediyor.

Allah bir daha göstermesin ama bir daha olursa yine buradayız’ sözleriyle geleceğe dair tavrını netleştiren Kabahaliloğlu, 15 Temmuz’un kendisi için yalnızca bir tarih olmadığını, hayatın yönünü belirleyen bir eşik olduğunu dile getiriyor. Yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen sokağa çıkmayı, iradesine sahip çıkmayı ve vatan için gerektiğinde yeniden aynı duruşu sergilemeyi temel bir ilke olarak görüyor. Bugün hâlâ aksayarak yürümek zorunda kaldığını söyleyen Kabahaliloğlu, o gecenin izlerini hem bedeninde hem de hafızasında taşıdığını tekrar tekrar vurguluyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.