Metin Şentürk, New York’ta Engellilerin Hakları Konferansı’nda Dünyanın Tek Bir İnsan Tipine Göre Tasarlanmadığını Vurguladı

13.06.2026
8
Metin Şentürk, New York’ta Engellilerin Hakları Konferansı’nda Dünyanın Tek Bir İnsan Tipine Göre Tasarlanmadığını Vurguladı

Dünya Engelliler Birliği ve Dünya Engelliler Vakfı Başkanı olarak görev yapan engelli sanatçı Metin Şentürk, küresel çapta bir insan hakları buluşması olan New York’taki Engellilerin Hakları Sözleşmesine Taraf Devletler Konferansı 19. Oturumu’na katılım gösterdi. Bu önemli uluslararası platformda konuşan Şentürk, engelli bireylerin yaşam kalitesini ve toplumsal hayattaki yerini merkeze alan güçlü bir mesaj verdi: Dünya, tek tip bir insan yapısına göre tasarlanmamıştır.

Konferans, Birleşmiş Milletler çatısı altında toplanarak, Engellilerin Hakları Sözleşmesi’nin (CRPD) uygulanması ve tüm devletlerin bu sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini gözden geçirme amacı taşıyor. Bu bağlamda konuşmasına başlayan Metin Şentürk, engelli haklarının savunulmasının sadece bir sosyal mesele değil, aynı zamanda evrensel insanlık hukuku açısından temel bir gereklilik olduğunu altını çizdi.

Evrensellik ve Tasarım İlkeleri Üzerine Bir Çağrı

Şentürk’ün konuşmasının ana eksenini oluşturan en kritik vurgu, yaşam alanlarının, sistemlerin ve toplumsal yapının tek tip insan modeline göre inşa edilmediği gerçeğiydi. Bu ifade, sadece fiziksel erişilebilirlikle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda bilişsel, sosyal ve hukuki alandaki bariyerleri de kapsayan geniş bir perspektifi işaret ediyor.

Konuşmasında belirttiği üzere, engelli bireylerin topluma tam katılımının sağlanması; adalet, onur, demokrasi ve insanlıktan söz etmenin ön koşulu olarak görülüyor. Bu yaklaşım, engelliliği bir eksiklik veya yardım gerektiren bir durum olarak görmek yerine, çeşitliliğin doğal bir parçası olarak ele alan modern hak temelli bir bakış açısını yansıtıyor.

Metin Şentürk, New York'ta Engellilerin Hakları Konferansı'nda Dünyanın Tek Bir İnsan Tipine Göre Tasarlanmadığını Vurguladı

Engellilik Kavramının Yeniden Tanımlanması:

Metin Şentürk’ün kullandığı dil, engelliliği bireyin kendisinde var olan bir sorun olarak değil, toplumun ve çevrenin sunduğu bariyerler nedeniyle ortaya çıkan bir engel olarak konumlandırıyor. Bu paradigma değişimi, uluslararası haklar mekanizmalarının temelini oluşturuyor. Yani mesele kişinin ne olduğu değil, sistemlerin o kişiye nasıl uyum sağladığıdır.

Türkiye’nin Engelli Hakları Alanındaki Konumu ve Yasal Gelişmeler

Uluslararası platformda konuşmasını sürdüren Şentürk, dikkatleri Türkiye Cumhuriyeti’ne çevirerek ülkenin bu alandaki ilerlemesine dair takdirlerini dile getirdi. Bu bölüm, hem bir sanatçı kimliğiyle hem de sivil toplum aktivisti bakış açısıyla yapılmış önemli bir değerlendirme niteliği taşıyor.

Şentürk, Türkiye’nin engelli hakları konusunda gurur duyulacak bir noktada olduğunu ifade ederken, bu ilerlemenin zaman içinde gerçekleşen büyük bir çaba ve irade gerektirdiğini de vurguladı. Konuşmasında geçen ’20 yılda 70 yılı hemen toparlayamazsınız’ benzetmesi, geçmişte yaşanan yasal boşlukları ve eksik uygulamaları telafi etmenin ne kadar uzun soluklu ve sistematik bir süreç olduğunu anlatmaktadır.

Bu bağlamda, Şentürk’ün özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sağlanan kolaylıklara dikkat çekerek, mevcut yasaların revize edilmesi sürecindeki siyasi iradeyi övmesi, Türkiye’deki yasal çerçevelerin uluslararası standartlara yaklaştırılmasındaki kritik adımları işaret etmektedir. Bu tür bir hukuki düzenleme süreci, sadece kağıt üzerinde kalmayıp, günlük yaşam pratiklerine ve toplumsal bilinç düzeyine de yansımalıdır.

Metin Şentürk, New York'ta Engellilerin Hakları Konferansı'nda Dünyanın Tek Bir İnsan Tipine Göre Tasarlanmadığını Vurguladı

Uluslararası Sözleşmelerin Önemi: Neden Birleşmiş Milletler?

Engellilerin Hakları Sözleşmesi (CRPD), engelli bireylere yönelik en kapsamlı uluslararası insan hakları anlaşmalarından biridir. Bu sözleşme, engelliliği tıbbi veya merhamet temelli bir yaklaşımla değil, temel bir insan hakkı olarak ele alır. New York’taki bu tür konferanslar, sadece mevcut durumu değerlendirmekle kalmaz; aynı zamanda devletleri gelecekteki taahhütlerini artırmaya ve sözleşme maddelerini ulusal mevzuata tam anlamıyla entegre etmeye zorlayan baskı mekanizmalarıdır.

Bu süreçte ele alınan temel konular şunları içerir:

  • Eğitimde Erişilebilirlik: Engelli bireylerin yaşıtlarıyla aynı ortamda, eşit şartlarda eğitim alma hakkının sağlanması.
  • İstihdam ve Çalışma Hayatı: İş yerlerinde fiziksel düzenlemelerin yapılması ve ayrımcılığın tamamen ortadan kaldırılması.
  • Hukuki Kapasite: Engelli bireylerin kendi hayatları hakkında karar verme yetkisine sahip olması (veli veya vasi yerine, kişinin kendi iradesinin korunması).

Şentürk’ün bu platformda yaptığı konuşma, tüm bu maddelerin sadece teorik bir metinde kalmaması gerektiğini; aksine, her gün, her mahallede hissedilen somut bir gerçeklik haline gelmesi gerektiği mesajını vermektedir.

Toplumsal Farkındalık ve Sürekli Savunuculuk

Bir sivil toplum lideri olarak Metin Şentürk’ün bu platformdaki varlığı, engelli hakları savunuculuğunun sadece yasal bir süreç olmadığını; aynı zamanda sürekli bir toplumsal bilinçlendirme çabası gerektirdiğini gösteriyor. Engellilik meselesine yaklaşılan bakış açısı, zamanla evrilmek zorundadır. Geçmişte var olan “yardım etme” veya “merhamet gösterme” temelli yapılar yerine, tamamen eşitlik ve haklar temelinde bir ilişki kurulması hedeflenmektedir.

Bu kapsamlı uluslararası konferanslarda yapılan tartışmalar, ülkeleri sadece yasal düzenlemeler açısından değil; aynı zamanda kültürel normları değiştirmeleri gerektiği yönünde de zorlamaktadır. Bir toplumun ne kadar gelişmiş sayılacağı, en dezavantaj grubundaki bireylere ne ölçüde hak eşitliği sunabildiğiyle doğru orantılıdır.

Metin Şentürk, New York'ta Engellilerin Hakları Konferansı'nda Dünyanın Tek Bir İnsan Tipine Göre Tasarlanmadığını Vurguladı

Sonuç olarak Metin Şentürk’ün New York’taki bu önemli konuşması, engelli haklarının küresel gündemdeki yerini pekiştirirken; Türkiye gibi ülkelerin de uluslararası taahhütlerini yerine getirme konusundaki kararlılığını ve atılan adımları bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu tür platformlar, sadece bir raporlama alanı değil, aynı zamanda geleceğe yönelik somut eylem planlarının belirlendiği kritik tartışma zeminleridir.

Bu süreçte vurgulanan temel mesaj şudur: İnsanlık, çeşitliliği kucakladığında ve her bireye eşit erişim sağlandığında; adalet sadece bir kavram olmaktan çıkıp, yaşanabilir bir gerçeklik haline gelmektedir. Bu nedenle, engelli hakları savunuculuğu, tüm toplumsal katmanlar için ortak bir sorumluluk alanı olarak kalmaya devam edecektir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.