Aquafilling Nedir? Danla Bilic’in Ameliyatlarıyla Yeniden Gündeme Gelen Uygulama Ve Riskleri
Danla Bilic’in ameliyatıyla yeniden gündeme gelen Aquafilling uygulaması, uzun yıllar boyunca ‘hızlı sonuç’ vaadiyle öne çıkan ancak ilerleyen süreçlerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen estetik yöntemlerden biri olarak tartışılıyor. Sosyal medya fenomeni Danla Bilic, Aquafilling yaptırdığı dönemin ardından vücudundaki dolgu maddelerini temizletmek amacıyla toplamda 5 kez ameliyat geçirdiğini daha önce dile getirmişti. Bilic’in vücudunda gelişen enfeksiyon nedeniyle yeniden acil ameliyata alındığı ve yaklaşık 10 saat süren operasyon sonrası sağlık durumunun iyi olduğunun bildirildiği konuşulurken, ‘hayatımın pişmanlığı’ şeklinde uyardığı Aquafilling konusu tekrar gündeme geldi.
Uzmanların dikkat çektiği nokta ise Aquafilling’in, sanıldığı kadar masum bir uygulama olmaması. Jel bazlı doku uygulaması olarak bilinen bu yöntemde kullanılan dolgu maddelerinin, zaman içinde uygulanan bölgeden farklı alanlara doğru hareket edebilmesi; bunun da çeşitli komplikasyonlara kapı aralayabilmesi endişeleri artırıyor. Özellikle yıllar sonra ortaya çıkan sorunların, kişinin birden fazla kez ameliyat geçirmesine yol açabildiği aktarılıyor.
Aquafilling nedir?
Aquafilling, vücudun belirli bölgelerine hacim kazandırmak amacıyla yapılan, jel bazlı bir doku uygulamasıdır. Öne çıkan kullanım alanları arasında göğüs büyütme ve kalça hacimlendirme gibi estetik talepler yer alırken; bacak şekillendirme ve bazı vücut deformasyonlarının giderilmesi gibi hedeflerde de tercih edildiği biliniyor. Cerrahi operasyon gerektirmemesi ve nispeten kısa sürede sonuç vermesi, uygulamanın bir dönem popülerleşmesinin temel nedenleri arasında sayılıyordu.

İşlemin çoğu zaman lokal anestezi altında yapıldığı ifade edilirken, uygulama sonrası etkilerin görünür biçimde ortaya çıkması nedeniyle daha hızlı dönüş bekleyen kişiler tarafından tercih edilebildi. Ancak Aquafilling’in uzun vadede nasıl seyredebileceği, kullanılan materyalin vücut içinde nasıl davranacağı ve olası komplikasyonların ne zaman başlayabileceği gibi başlıklar, tartışmanın odağını oluşturuyor.
İlerleyen yıllarda neden sorunlar ortaya çıkabiliyor?
Aquafilling uygulamalarında kullanılan dolguların zaman içinde bulunduğu alandan farklı bölgelere yayılabilme ihtimali, risk değerlendirmesinde belirleyici bir konu olarak öne çıkıyor. Dolgunun hareket etmesi; çevre dokularda tahriş, iltihaplanma ve istenmeyen reaksiyonlara zemin hazırlayabiliyor. Bu durum, bazı kişilerde yıllar sonra daha belirgin hale gelen şikayetlere neden olabiliyor.
Dolgunun yayılmasıyla bağlantılı olarak; enfeksiyon gelişimi, kronik ağrı, doku sertleşmesi, şekil bozuklukları, kist oluşumu ve bağışıklık sistemi kaynaklı reaksiyonlar gibi farklı sağlık sorunları görülebiliyor. Danla Bilic’in de aktardığı süreçte olduğu gibi, bir komplikasyonun kontrol altına alınması için cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulabildiği ifade ediliyor. Özellikle vücutta gelişen enfeksiyon gibi durumlar acil süreçleri tetikleyebiliyor.

Olası sağlık riskleri neler?
Aquafilling’in potansiyel riskleri, uygulama sonrası kısa dönemde görülebilen etkilerle sınırlı değil. Uzun vadede oluşabilecek komplikasyonların, kişinin yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebileceği vurgulanıyor. Bu riskler arasında enfeksiyon, iltihaplanma ve kist gelişimi dikkat çekerken; doku sertleşmesi ve kronik ağrı gibi şikayetler de rapor edilen problemler arasında yer alıyor. Bazı vakalarda ise uygulanan bölge ile sınırlı kalmayan değişimler, şekil bozukluklarına yol açabiliyor.
Bir başka önemli başlık ise bağışıklık sistemi tepkileri. Kullanılan dolgu materyaline karşı organizmanın yanıt vermesi, farklı belirtilerle kendini gösterebiliyor. Bu nedenle Aquafilling yaptırmayı düşünen kişilerin, yalnızca anlık estetik sonuca değil, uzun vadeli tıbbi risklere de odaklanması gerektiği belirtiliyor.
Dolgu vücuttan tamamen temizlenebilir mi?

Aquafilling uygulamalarında en sık merak edilen sorulardan biri, dolgu maddesinin vücuttan tamamen ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağı. Danla Bilic’in paylaşımlarında da öne çıkan tabloya göre, kullanılan dolguyu tek seferde ve tamamen temizleyecek belirgin bir yöntem bulunduğu yönünde net bir bilgi yok. Aksine, olası komplikasyonların gelişmesi halinde çoğu zaman cerrahi müdahale gündeme gelebiliyor.
Dolgunun zaman içinde yayılabildiği düşünülürse, tek bir ameliyatla tüm materyalin hedeflenip temizlenmesi her zaman kolay olmayabiliyor. Bu da kişinin birden fazla kez ameliyat olmak zorunda kalmasına yol açabiliyor. Ayrıca vücutta kalabilecek dolgu parçalarının ilerleyen süreçlerde enfeksiyon gibi sorunlara neden olabileceği için tedavi planının uzun soluklu hale gelebildiği ifade ediliyor.
Tedavi süreci nasıl ilerleyebilir?
Komplikasyon gelişen durumlarda tedavi süreci genellikle tıbbi muayene ve görüntüleme değerlendirmeleriyle şekilleniyor. Enfeksiyon gibi acil tabloların ortaya çıkması halinde ise zaman kaybetmeden tıbbi müdahale gerekliliği gündeme gelebiliyor. Danla Bilic’in acil ameliyat sürecinde de bu aciliyetin vurgulandığı görülüyor.
Cerrahi müdahale gerektiren senaryolarda, amaç hem mevcut sorunu kontrol altına almak hem de olası yayılımı azaltmak olabiliyor. Bazı kişilerde birden fazla ameliyatın gerekebilmesi; dolgu materyalinin vücutta farklı alanlara ulaşabilmesi ve komplikasyonların tek noktada sınırlı kalmamasıyla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle tedavi sürecinin, kişinin yaşadığı şikayetlere ve dolgunun olası etkilerinin seyrine göre değişebileceği belirtiliyor.

Aquafilling yasak mı? Türkiye’de durum ne?
Aquafilling’in bazı ülkelerde insan sağlığını tehlikeye atabileceği gerekçesiyle kısıtlandığı biliniyor. Ancak Türkiye’de kullanımın yasaklandığına dair genel bir kısıtlama olduğu yönünde yaygın bir bilgi bulunmadığı; buna karşın işlemin yalnızca yetkili hekimler tarafından, uygun sağlık kuruluşlarında yapılması gerektiğine yönelik uyarıların bulunduğu ifade ediliyor. Bu uyarılar, hem uygulamanın güvenliği hem de olası komplikasyonlarda hızlı müdahale imkânı açısından önem taşıyor.
Sonuç olarak Aquafilling, kısa sürede hacim etkisi sağlayabilen bir yöntem olarak gündeme gelse de uzun vadeli riskleri nedeniyle dikkatle ele alınması gereken bir estetik uygulama niteliğinde. Danla Bilic’in yaşadığı süreç, risklerin yıllar sonra bile ortaya çıkabileceğini ve bazı durumlarda acil müdahale ile çok aşamalı tedavi ihtiyacını gündeme getirebileceğini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Henüz yorum yapılmamış.