Emekli Doktor Yakup İşleyen’den Sanatla Geçim Kaynağı: Oltu Taşı ve Ahşap Oyma Sanatı

23.05.2026
4

Emekli doktor Yakup İşleyen, Oltu taşını ahşap oymacılığıyla birleştirerek eşsiz sanat eserleri üretiyor. Bu çalışma sadece kişisel bir hobi değil; aynı zamanda bölgenin değerli mineral kaynağının atık sorununa çözüm bulmayı ve yerel ekonomiye yeni bir katma değer kazandırmayı hedefliyor.

Emekli Doktor Yakup İşleyen’den Sanatla Geçim Kaynağı: Oltu Taşı ve Ahşap Oyma Sanatı

Erzurum’un kültürel zenginliklerinden biri olan Oltu taşı, sadece bir mineral değil; aynı zamanda bölgenin ekonomik yapısını oluşturan tarihi bir değerdir. Ancak bu değerli taşın büyük bir kısmı atık olarak kalmaktadır. İşte tam bu noktada devreye emekli doktor Yakup İşleyen giriyor.

1960 yılında Erzurum’un Olur ilçesinde doğan yakışıklı sanatçı, mesleki hayatını tıp alanında geçirmiş olmasına rağmen, sanata olan tutkusunu bir geçim kaynağına dönüştürerek dikkat çekiyor. Yakup İşleyen, yıllardır süregelen ahşap oymacılığı yeteneğini, Oltu taşının tozunu kullanarak benzersiz ve katma değeri yüksek sanat eserlerine imza atıyor.

Bu çalışma sadece kişisel bir hobi olmanın ötesinde; bölgenin doğal kaynaklarının bilinirliğini artırmayı, nesiller arası kültürel bağı güçlendirmeyi ve yerel ekonomiye yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Yakup İşleyen’in bu eşsiz sanat yolculuğu, hem sanatsal derinliği hem de sosyal sorumluluk bilincini ön plana çıkarıyor.

Emekli Doktor Yakup İşleyen'den Sanatla Geçim Kaynağı: Oltu Taşı ve Ahşap Oyma Sanatı

Tıp Doktorluğundan Sanat Atölyesine: Bir Dönüşüm Hikayesi

Yakup İşleyen’in hayat hikayesi, bir meslekten diğerine geçiş yapan pek çok insanın ilham kaynağı oluyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu olan İşleyen, kariyerinin büyük bölümünü Türkiye’nin farklı bölgelerinde hekim olarak geçirmiş durumda. Yaklaşık 40 yıl boyunca Oltu Devlet Hastanesi ve özel muayenehanelerde hizmet veren doktor, mesleki hayatının yoğun temposu içinde bile sanata karşı derin bir ilgisini koruyordu.

Sanatla tanışması hobi düzeyinde kalmış olsa da, yaşam döngüsündeki değişimler bu tutkuyu bambaşka bir boyuta taşıdı. Özellikle pandemi gibi dönemlerde sanatın ve el emeğinin insan ruhu üzerindeki iyileştirici gücü daha net anlaşılmış. Yakup İşleyen de emekliliğini takiben, yıllardır geliştirdiği ağaç oymacılığı yeteneğine tamamen yönelerek kendini geliştirme kararı aldı.

İşleyen’e göre sanat, sadece bir uğraş değil; aynı zamanda güçlü bir terapi biçimidir. ‘Sanat bir tedavi şekli,’ sözleriyle bu bakış açısını açıklayan İşleyen, el becerisi gerektiren bir faaliyete yönelmenin insana verdiği mutluluğu ve topluma faydalı olma hissini vurguluyor. Bu duygusal tatmin arayışı, onu Oltu taşının potansiyeliyle buluşturdu.

Oltu Taşı: Tarihi Bir Değerin Sanatla Buluşması

Sanat eserlerinin temel malzemesi olarak seçtiği Oltu taşı, coğrafi ve tarihi açıdan büyük bir öneme sahip. Bu yarı kıymetli maden, ağaçların fosilleşmesi sonucu ortaya çıkmıştır ve bölge için hayati bir geçim kaynağıdır.

Emekli Doktor Yakup İşleyen'den Sanatla Geçim Kaynağı: Oltu Taşı ve Ahşap Oyma Sanatı

Ancak İşleyen’in dikkat çektiği en kritik nokta, bu değerli mineralin kullanım verimliliğidir. Oltu taşının çıkarılması oldukça zorlu süreçler gerektiriyor olmasına rağmen, elde edilen malzemenin yalnızca küçük bir yüzdesi kullanılabiliyor. Geri kalan büyük bir kısmı ise toz ve atık madde olarak maalesef heba ediliyor.

İşte Yakup İşleyen’in sanatsal vizyonu tam da bu noktada devreye giriyor: Bu değerli kaynağa yeni bir katma değer kazandırmak. Oltu taşının doğal yapısını koruyarak, onu ahşap oymacılığı gibi geleneksel zanaatlarla birleştirmek, hem çevresel bir bilinç yaratıyor hem de ekonomik bir çözüm sunuyor.

Nesilleri Birleştirme Sanatı: Malzeme ve Kültür Arasında Köprü Kurmak

İşleyen’in eserleri sadece estetik açıdan değil, aynı zamanda sembolik olarak da derin anlamlar taşıyor. Kendisini bu konuda açıklayan İşleyen, yaptığı işi ‘nesilleri bir araya getirmek’ olarak tanımlıyor.

Bu ifade, yalnızca fiziksel malzemelerle sınırlı kalmıyor; zamanın ve kültürün farklı katmanlarını birleştirme çabasını anlatıyor. Bir yanda milyonlarca yıl önce fosilleşmiş olan Oltu taşı var; diğer yanda ise yeni nesil ahşap oymacılığı sanatı bulunuyor. Bu iki farklı zaman dilimini, tek bir sanat eserinde buluşturarak geçmişi bugüne taşımayı amaçlıyor.

Emekli Doktor Yakup İşleyen'den Sanatla Geçim Kaynağı: Oltu Taşı ve Ahşap Oyma Sanatı

Oltu Tozuyla Ahşap Oyma Teknikleri

Yakup İşleyen’in atölyesinde ortaya çıkan tablolar, kutular ve sandıklar, geleneksel ahşap oymacılığı teknikleriyle Oltu tozunun ustaca harmanlanmasıyla hayat buluyor. Bu süreç, sadece bir boyama tekniği değil; aynı zamanda malzemenin yapısına derinlemesine nüfuz eden, sabır ve uzmanlık gerektiren karmaşık bir sanatsal uygulamadır.

Bu yöntem sayesinde, Oltu taşının kendine has koyu renk tonu ve mineral dokusu, ahşabın doğal damarlarıyla kontrast oluşturarak esere eşsiz bir derinlik katıyor. Bu hibrit malzeme kullanımı, sanat eserlerini sadece dekoratif objeler olmaktan çıkarıp, kültürel miras taşıyıcısı haline getiriyor.

Ekonomik Potansiyeli Keşfetmek: Bir Sektörün Geleceği

İşleyen’in en önemli mesajlarından biri de Oltu taşının ekonomik potansiyelinin ne kadar büyük olduğudur. Kendisi, bu değerli madenin sadece bir hobi malzemesi olmaktan çıkıp, binlerce insanın geçim kaynağı haline gelebileceğini gösteriyor.

Konuşmalarında sıklıkla vurguladığı gibi, Oltu taşının çıkarılması ve işlenmesi süreci büyük bir insan gücü gerektirir. Bu nedenle, atık olarak kalan tozun farklı kullanım alanlarına yönlendirilmesi, sadece çevresel bir fayda sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda bölgedeki sanayi ve zanaat yapısına da doğrudan katkı sağlıyor.

Emekli Doktor Yakup İşleyen'den Sanatla Geçim Kaynağı: Oltu Taşı ve Ahşap Oyma Sanatı

Bu yaklaşım, yerel yönetimler, sanatçılar ve girişimciler için ilham verici bir model oluşturuyor. Yakup İşleyen’in çalışmaları, ‘bir atık maddeden nasıl yüksek katma değerli bir ürüne dönüştürülebilir’ sorusuna somut ve başarılı bir cevap niteliği taşıyor.

Sanatın Toplumsal Rolü: Bir Yaşam Felsefesi

Yakup İşleyen’in hikayesi, bize sanatın sadece estetik bir zevk olmadığını; aynı zamanda bireysel iyileşme sürecinin ve toplumsal kalkınmanın da temel taşı olabileceğini gösteriyor. Emeklilik sonrası bu alana yönelmesi, ona hem kişisel tatmin sağlamış hem de bölgeye özgün bir ekonomik model sunmuştur.

Bu süreçte yakaladığı başarılar, sadece kendisi için değil; aynı zamanda Oltu taşını ve ahşap oymacılığını öğrenmek isteyen yeni nesiller için de yol gösterici bir örnek teşkil etmektedir. Onun atölyesi, geçmişin zanaat bilgeliği ile modern sanat vizyonunun buluştuğu canlı bir laboratuvar gibidir.

Sonuç olarak Yakup İşleyen’in çalışmaları; el emeğinin değerini, doğal kaynakların korunmasının gerekliliğini ve sanatsal yaratıcılığın ekonomik gücünü aynı anda gözler önüne seriyor. Oltu taşı tozundan çıkan her eser, sadece bir dekorasyon objesi değil; aynı zamanda bölgenin kültürel kimliğine yapılan değerli bir yatırımdır.

Emekli Doktor Yakup İşleyen'den Sanatla Geçim Kaynağı: Oltu Taşı ve Ahşap Oyma Sanatı

Bu hikaye, zanaat sanatlarının günümüz dünyasında nasıl ayakta kalabileceğine dair güçlü bir kanıt sunarak, hem sanata gönül vermiş insanlara ilham veriyor hem de yerel ekonomilere sürdürülebilir alternatifler sunuyor.

Emekli Doktor Yakup İşleyen'den Sanatla Geçim Kaynağı: Oltu Taşı ve Ahşap Oyma Sanatı

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.