Zülbiye Yahşi’nin Üçüncü Kalp Ameliyatı Başarısı: Prof. Dr. Cengiz Köksal ve ‘Made in Türkiye’ Tekniği

14.05.2026
13

69 yaşındaki Zülbiye Yahşi, ileri derecede nefes darlığı nedeniyle zorlu bir süreçten geçti. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Prof. Dr. Cengiz Köksal ve ekibi, hastanın yüksek riskli durumunu değerlendirerek ‘Made in Türkiye’ mitralizasyon yöntemiyle kalbi durdurmadan başarılı bir kapak tamiri gerçekleştirdi.

Zülbiye Yahşi’nin Üçüncü Kalp Ameliyatı Başarısı: Prof. Dr. Cengiz Köksal ve ‘Made in Türkiye’ Tekniği

Kalp Kapak Hastalıkları ve Yaşam Mücadelesi

Nefes almak, çoğu insan için o kadar doğal bir eylem ki, bunun zorlaştığını fark etmek bile büyük bir mücadele anlamına gelebilir. Kalp kapak hastalıkları, sadece tıbbi bir sorun olmanın ötesinde, hastalar için uzun soluklu ve yorucu bir yaşam mücadelesi demektir. Özellikle ileri yaş gruplarında veya daha önce birden fazla kalp ameliyatı geçirmiş bireylerde bu süreç, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan çok daha karmaşık ve zorlayıcı olabilir.

Bu zorlu sürecin güncel bir örneği olarak, 69 yaşındaki Zülbiye Yahşi’nin hikayesi öne çıkıyor. Daha önce aort ve mitral kapak ameliyatları geçirmiş olmasına rağmen şikayetlerinin yeniden başlamasıyla Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’ne başvuran Yahşi Hanım, günlük yaşam aktivitelerini sürdürmekte büyük güçlük çekiyordu. Kendisi, ‘Dışarıdan bakıldığında bir şeyim yoktu ama nefes alamıyordum. İş yapamıyor, kısa mesafeleri bile yürüyemiyordum’ ifadelerini kullanmıştı.

Konu Ne? İleri Yaşta Kalp Kapak Tamiri ve Risk Yönetimi

Zülbiye Yahşi’nin vakası, kardiyoloji alanındaki en kritik zorluklardan birini gözler önüne seriyor: ileri yaşlarda birden fazla kalp ameliyatı gerektiren durumlar. Prof. Dr. Cengiz Köksal ve ekibi, hastanın durumu karşısında yüksek riskleri dikkatle analiz etti.

Yahşi Hanım’ın bu vaka özelinde karşılaşılan temel zorluk şuydu: 69 yaşında üçüncü bir kalp ameliyatı geçirmek, ciddi sağlık riskleri barındırıyordu. Prof. Dr. Köksal, hastanın triküspit kapağında ileri derecede kaçak olduğunu belirtirken, geleneksel yöntemlerle kapak değiştirmenin (replasman) hem hayati riskleri artıracağını hem de hastanın ömür boyu yüksek doz kan sulandırıcı kullanmasına neden olabileceğini vurguladı. Bu durum ise ciddi kanama risklerini beraberinde getiriyordu.

Bu karmaşık tıbbi tablo karşısında, uzman ekip bir çözüm yolu buldu: Kapağı değiştirmek yerine, mevcut kapağın tamir edilmesi (repair) yöntemi tercih edildi. Dahası, bu tamiri gerçekleştirmek için kullanılan yöntem, Prof. Dr. Köksal tarafından geliştirilen ve ‘Made in Türkiye’ adını alan mitralizasyon tekniğiydi. Bu gelişmiş teknik, sadece bir kapak onarımı sağlamakla kalmadı; aynı zamanda ameliyatın sağ koltuk altından, endoskopik yolla ve en önemlisi kalbi durdurmadan gerçekleştirilmesini mümkün kıldı.

Belirtiler/İşaretler Neler Olabilir? Nefes Darlığı ve Kardiyak İşlev Bozuklukları

Kalp kapak hastalıklarının en belirgin ve çoğu zaman ilk fark edilen belirtisi, nefes darlığıdır (dispne). Ancak bu durum her zaman açıkça anlaşılmayabilir. Belirtiler, kişinin günlük yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşüren bir tablo oluşturur.

  • Eforla Artan Nefes Darlığı: Kişinin normalde yapabileceği kısa mesafeleri yürürken bile nefes almakta zorlanması, merdiven çıkarken yorulma veya dinlenirken dahi nefes alamama durumu yaşanması.
  • Öksürük ve Hırıltı: Kalp yetmezliğine bağlı olarak akciğerlerde sıvı birikmesi (ödem) nedeniyle ortaya çıkan sürekli öksürük veya hırıltılı solunum sesleri.
  • Yorgunluk ve Halsizlik: Vücudun yeterince oksijen alamaması sonucu genel bir bitkinlik, enerji düşüklüğü hissedilmesi. Bu durum, sadece fiziksel değil, zihinsel yorgunluğa da yol açabilir.
  • Bacaklarda Şişlik (Ödem): Kalp pompalama gücündeki azalmanın etkisiyle kanın vücudun alt kısımlarında birikmesi sonucu ayak bilekleri ve bacaklarda şişlik görülmesi.

Bu belirtiler, özellikle daha önce kalp ameliyatı geçirmiş veya kronik kardiyak sorunları olan bireylerde, durumun ciddiyetini gösteren önemli işaretlerdir.

Günlük Hayatta Nelere Dikkat Edilmeli? Kardiyovasküler Sağlığı Desteklemek

Kalp sağlığını korumak, sadece bir ameliyatla sınırlı kalmayıp, yaşam tarzı seçimleriyle desteklenmesi gereken bütüncül bir süreçtir. Özellikle kalp kapakları ve dolaşım sistemi üzerinde yük oluşturan faktörleri minimize etmek hayati önem taşır.

Fiziksel Aktivite Yönetimi

Vücut, düzenli hareketle güçlü kalır. Ancak kalp rahatsızlığı olan bireyler için egzersiz planlaması mutlaka bir kardiyoloji uzmanı gözetiminde yapılmalıdır. Aşırı zorlayıcı aktivitelerden kaçınılmalı; bunun yerine düşük etkili aerobik egzersizler (örneğin, yürüme veya su içi egzersizler) tercih edilmelidir. Bu tür aktiviteler, kalp kasının kademeli olarak güçlenmesine yardımcı olur.

Beslenme Alışkanlıkları

Kalbe dost bir beslenme düzeni oluşturmak esastır. Tuzu ve doymuş yağları kısıtlayan, potasyum ve lif açısından zengin gıdalar tüketmek kan basıncının yönetilmesine yardımcı olabilir. Akdeniz tipi diyetler, kalp sağlığını desteklemede bilimsel olarak kanıtlanmış yaklaşımlardır. Ancak unutulmamalıdır ki, herhangi bir diyet değişikliği öncesinde mutlaka doktor kontrolü yapılmalıdır.

Stres Yönetimi ve Uyku Düzeni

Kronik stres, kan basıncını yükselterek kalp kapakları üzerindeki yükü artırabilir. Yoga, meditasyon veya nefes egzersizleri gibi rahatlama tekniklerini günlük rutine dahil etmek, hem fiziksel hem de duygusal sağlığa katkı sağlar. Yeterli ve kaliteli uyku, vücudun kendini onarması için kritik bir süreçtir.

Ne Zaman Uzmana Başvurulmalı? Kardiyolojik Kontrolün Önemi

Kalp ve kapak sağlığı, sürekli bir takip gerektiren alandır. Aşağıdaki durumlar yaşandığında vakit kaybetmeden bir kardiyoloji uzmanına başvurmak hayati önem taşır:

  1. Ani Nefes Darlığı Artışı: Daha önce rahat ettiğiniz halde, aniden ve açıklanamayan bir nefes darlığı hissetmek. Bu durum, kalp yetmezliği belirtisi olabilir.
  2. Şişliklerin Geçmemesi: Ayak bilekleri veya bacaklarda oluşan şişliklerin dinlenme veya yükseltme ile geçmemesi.
  3. Göğüs Ağrısı ve Çarpıntı: Göğüste baskı hissi, ağrı veya kalp atışlarında düzensizlik (çarpıntı) yaşanması. Bu belirtiler acil tıbbi değerlendirme gerektirir.
  4. Öksürükte Değişiklik: Özellikle gece uyanırken artan ve hırıltılı öksürük görülmesi, kalp kaynaklı bir soruna işaret edebilir.

Prof. Dr. Cengiz Köksal’ın vakası da gösteriyor ki; ileri yaşta birden fazla ameliyat geçmişi olan hastalar için risk yönetimi ve en güncel cerrahi tekniklerin kullanılması hayati önem taşır. Bu tür karmaşık durumlar, sadece tecrübeli ve multidisipliner bir ekip tarafından ele alınmalıdır.

Teknolojinin Rolü: Kapak Tamiri vs. Değişimi

Tıp teknolojisindeki ilerlemeler, özellikle kalp kapakları konusunda devrim yaratmıştır. Bir kapağın tamir edilmesi (repair) ve değiştirilmesi (replacement) arasındaki seçim, hastanın genel sağlık durumu, yaşı ve diğer eşlik eden hastalıklar göz önüne alınarak çok dikkatli yapılmalıdır. Prof. Dr. Köksal’ın bahsettiği gibi, kapak tamiri, hem cerrahi riski azaltır hem de hastayı uzun süreli kan sulandırıcı ilaçların potansiyel risklerinden koruyabilir.

Bu tür gelişmiş yöntemler; kalbi durdurmadan yapılan ameliyatlar (off-pump) ve minimal invaziv teknikler (küçük kesi), ileri yaş grubundaki hastalar için umut verici birer adımdır. Bu başarı hikayeleri, sadece bireysel bir zafer değil, aynı zamanda Türkiye’deki tıbbi teknolojinin ne kadar geliştiğinin de önemli bir göstergesidir.

Sonuç olarak, kalp kapak hastalıkları kronik ve yönetilmesi gereken ciddi sağlık durumlarıdır. Düzenli kontrol, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve en önemlisi, şüphe duyulan her belirtide uzman tıbbi görüşü almak, bu zorlu mücadelede başarıya ulaşmanın anahtarıdır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.